× Anasayfa Çalışma Alanları Makaleler İletişim




0553 223 83 90 info@avahmetakyuz.com

Ceza Yasalarının Yer Bakımından Uygulanması

Ceza Yasalarının Yer Bakımından Uygulanması


Ceza yasalarının yer yönünden uygulanması, bu yasaların nerede işlenen suçlara uygulanıp nerede işlenenlere uygulanmayacağının belirlenmesi demektir. Bu konu, “uluslararası ceza hukukunun” kapsamında olan bir alan değildir. Çünkü, uluslararası ceza hukukunun kapsamı uluslararası uygulama ve anlaşmalar sistemiyle belirlenir. Buna karşılık, ceza yasalarının yer yönünden uygulanmasına ilişkin kurallar, iç hukuk düzenlemeleriyle oluşturulmaktadır.

 

Ceza yasalarının yer yönünden uygulanması konusunda kabul edilen çeşitli ilkeler vardır. Öncelikle bu ilkelerden genel olarak bahsedeceğiz.

 

CEZA YASALARININ YER BAKIMINDAN UYGULANMASINA İLİŞKİN İLKELER      

 

Suç işleyen kimsenin ya da suçtan zarar görenin kendi vatandaşı veya yabancı olmasına bakmaksızın ülkesinde suç işlenen devletin kendi ceza kanununu uygulaması, "mülkilik (ülkesellik) ilkesi" olarak ifade edilmektedir. Bunun dışında yabancı ülkede işlenmiş olan suçlarla ilgili uygulanacak ilkeler ise, faile ve mağdura göre şahsilik, koruma, ikame yargı ve evrensellik ilkeleridir.

 

Her ülkenin kendi topraklarında işlenen suçlara ilişkin kendi ceza kanununu uygulaması anlamına gelen "mülkilik ilkesi" birçok ülkede benimsenmiş olup aynı zamanda TCK'nın kabul ettiği bir ilkedir. Buna ilave olarak bazı koşulların gerçekleşmesi halinde, yabancı ülkede işlenmiş olsa bile faile veya mağdura göre şahsilik, koruma, ikame ve evrensellik gibi diğer sistemler ek olarak devreye girmektedir.

 

Yabancı ülkede işlenmiş olsa bile soruşturmayı ülke olarak yapmanın bazı milli menfaatleri gerektirdiği failin veya mağdurun Türk olması gibi makul bağlantı olan durumlarda bu bağlantı noktaları üzerinden yargılama yetkisi kullanılır. Buna "faile veya mağdura göre şahsilik ilkesi" denir.

 

Devletin korunmasına ilişkin menfaatler sebebiyle de soruşturma yetkisi kabul edilmektedir. Bu durumda suçun yabancı ülkede işlenmiş veya suç işleyenin yabancı olmasına bakılmaksızın devletin kendi menfaatini korumak maksadı ile soruşturma yetkisini uhdesinde tutmasıdır ki, bu da "koruma (gerçeklik) ilkesi" olarak ifade edilmektedir.

 

Diğer taraftan, suçun faili ya da mağduru vatandaş olmadığı halde ve suç da Türkiye'de işlenmiş olmamasına rağmen suçun cezasız kalmaması gerektiği düşüncesinden hareketle, yargılama yetkisinin üstlenilmesi söz konusu olmaktadır. Buna "ikame yargı ilkesi" denilmektedir.

 

Son olarak, nerede ve kim tarafından işlenmiş olursa olsun uluslararası toplumda neredeyse bütün ülke ve kurumlar tarafından tehlikeli görülmesi sebebiyle takip edilip cezalandırılması gerektiği hususunda üzerinde ittifak edilen bazı suçlar vardır. Bunların her şekilde koşulsuz olarak cezalandırılması istenmektedir. Bu şekilde diğer sınırlayıcı sistemlerin dışında, yargılama yetkisinin kabul edilip uygulanması ise "evrensellik ilkesi" olarak adlandırılır.

 

TCK'nın 13. maddesinde yer alan evrensellik ilkesinin düzenleniş şekline göre, bu maddede sayılan suçların yurt dışında işlenmesi halinde, failin ve mağdurun vatandaşlığına bakılmadan ve hatta failin Türkiye'de bulunması koşulu da aranmaksızın Türk kanunları uygulanacaktır. Bu nedenle, belirtilen suçlar, yurt dışında bir yabancı tarafından yabancıya karşı işlenmiş olsa ve kendisi de yurt dışında bulunsa bile hakkında Türkiye'de kovuşturma yapılacaktır. Evrensellik ilkesinin bu şekilde geniş olarak uygulanmasına uluslararası ceza hukukunda "sınırlandırılmamış evrensellik ilkesi" denilmektedir.

 

Ceza kanunlarının yer bakımından uygulanmasında bir başka kavramdan "yetki paylaşımı ilkesi”nden söz etmek gerekir. Benzer hukuk sistemlerine sahip olan ülkeler arasında yapılan uluslararası sözleşmelere dayanarak uygulanan bu ilke bakımından diğer ilkelerde olduğu gibi devletin tek taraflı iradesiyle belirleyeceği bağlama noktaları değil, ikili sözleşmeler dayanak olmaktadır. Bu şekilde, ikili veya çoklu uluslar arası sözleşmeler ile kabul edilmiş uluslararası yetki kurallarından bahsedilebilir. Burada maksat, devletler arasındaki yargı yetkisi uyuşmazlıklarına engel olmak, faillerin iki defa cezalandırılmasını önlemek veya yabancı mahkeme kararlarının infazını sağlamaktır. Nitekim, Türkiye'nin de onaylamış olduğu Avrupa Konseyi çerçevesinde kabul edilen bu nitelikte sözleşmeler bulunmaktadır. Örneğin Ceza Kovuşturmalarının Aktarılması Hakkında Sözleşme'de, yetki paylaşımı kurallarına yer verilmiştir. Sözleşmeye katılmakla Türk Hukukunda bu ilkeye de yer verilmiş olduğu ifade edilmektedir.

 

CEZA YASALARININ YER BAKIMINDAN UYGULANMASINDA TÜRK CEZA KANUNUNUN KABUL ETTİĞİ İLKELER

 

Ceza kanunlarının yer bakımından uygulanması konusunda TCK'da kabul edilen ilkeler, mülkilik ilkesi, faile göre şahsilik ilkesi, mağdura göre şahsilik ilkesi, koruma (gerçeklik) ilkesi, ikame yargı ilkesi ve evrensellik ilkeleridir. Bu konuda genellikle benimsenen mülkilik sisteminin uygulanması, TCK bakımından da geçerlidir. Türk Ceza Kanununda buna ilişkin hükümler 8 ila 19. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

 

Mülkilik sisteminde devletin, kendi ülkesinde işlenen suçlar bakımından suç işleyenin kendi vatandaşı veya yabancı olması ayrımı yapmadan kendi ceza kanunlarını uygulaması esastır. TCK'da ilke olarak bu sistem kabul edilmiştir. Ancak bazı hallerde yabancı ülkede işlenmiş olsa bile faile veya mağdura göre şahsilik, koruma, ikame ve evrensellik gibi diğer sistemler ek olarak devreye girmektedir. Bu nedenle TCK sistemi, mülkilik ilkesi yönünden tam mülkiliği değil yarı mülkiliği tercih etmiştir. TCK temel ilkelerden ilk iki sistemi yani mülkilik ve şahsilik sistemini çoğunlukla uygulamakta ise de, duruma göre bazı hallerde diğer ilkeleri de uygulamayı benimsediği için karma sistem olarak nitelenmektedir.

 

SUÇLULARIN GERİ VERİLMESİ

 

Suçluların geri verilmesi (suçluların iadesi) esas itibari ile bir uluslararası hukuk konusudur. Devletler kendi aralarında yaptıkları anlaşmalarla bu konuyu düzenlemektedirler.

 

Geri verme sadece yabancı failler için söz konusudur. Anayasaya göre; vatandaş, uluslararası ceza divanının gerektirdiği yükümlülük dışında her ne sebeple olursa olsun geri verilmez. Genel bir kural olarak siyasi suç işlediği kabul edilen kişiler de geri verilemez.

 

“Yabancı bir ülkede işlenen veya işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan bir yabancı, talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya hükmedilen cezanın infazı amacıyla geri verilebilir. Ancak, geri verme talebine esas teşkil eden fiil;

a) Türk kanunlarına göre suç değilse,

b) Düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğinde ise,

c) Türkiye Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel kişinin zararına işlenmişse,

d) Türkiye’nin yargılama yetkisine giren bir suç ise,

e) Zamanaşımına veya affa uğramış ise,

Geri verme talebi kabul edilmez.

 

Avukat Ahmet AKYÜZ / İZMİR

 

 

#Ceza Avukatı  #İzmir Avukat  #İzmir Ceza Davası Avukatı  #Gaziemir Ceza Avukatı  #Sarnıç Ceza Avukatı  #İzmir Hukuk Bürosu
#İzmir Ceza Avukatı  #Gaziemir Hukuk Bürosu  #Balçova Avukatlık Bürosu  #Ceza Tazminat  #Ceza Davası Avukatı  #Ceza Yasaları
#Gaziemir Sarnıç Avukatı  #Menderes Avukat  #Torbalı Avukat  #Bayraklı Avukat  #Ceza Davası Avukatı  #Ceza Hukuku Avukatı