× Anasayfa Çalışma Alanları Makaleler İletişim




0553 223 83 90 info@avahmetakyuz.com

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)

Mirastan Mal Kaçırma (Muris Muvazaası)


Muris muvazaası olarak da bilinen mirastan mal kaçırma, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmayı hedefleyen miras bırakanın gerçek amacını gizleyerek, yaptığı ivazsız kazandırmaları satış (ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi) gibi göstermesidir. Buradaki temel amaç saklı paylı mirasçılarının ilerde tenkis davası açmalarını önlemektir. Yani miras bırakan, mirasçılarından birine diğer mirasçılarının saklı payını ihlal edecek ölçüde kazandırma yapmak isterse, daha sonra saklı payları ihlal edilen mirasçıların tenkis davası açmasını önlemek için, aslında bağışlama olarak yapmak istediği sözleşmeyi satış gibi göstermektedir. Bu şekilde diğer mirasçıların tenkis davası açması engellenmeye çalışılmaktadır.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 01.04.1974 tarihli, 1974/1 E. ve 1974/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da; “Muris muvazaası olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibarıyla nispi muvazaa türüdür. Muris muvazaasında miras bırakan, mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla gerçekte bağışladığı taşınmazını, görünüşteki sözleşmede satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi göstererek temlik etmektedir.” tanımına yer verilmiştir. İşbu içtihadı birleştirme kararı, halen Yargıtay Hukuk Daireleri ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında dikkate alınmaktadır.

Muris muvazaasından söz edebilmek için bazı unsurların bulunması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.06.2010 tarih ve 2010/1-295 E, 2010/333 K. sayılı kararında da bu unsurlar başlıklar halinde açıkça şu şekilde belirtilmiştir;

 

  • Görünüşteki sözleşme,
  • Üçüncü kişileri (mirasçıları) aldatma amacı,
  • Tarafların beyanları ile iradeleri arasında isteyerek meydana getirdikleri uyumsuzluğu açıklayan muvazaa anlaşması,
  • Gizli sözleşme

 

MURİS MUVAZAASININ UNSURLARI

 

1) Görünüşteki Sözleşme: Miras bırakanın, mirasçıdan mal kaçırmak, onların kendilerinden mal kaçırıldığı yönünde yapacakları itirazları, açacakları davaları önlemek, başka bir anlatımla onları aldatmak için, karşı taraf ile anlaşarak, gerçek iradesine uygun düşmeyecek ve hiçbir hüküm ve sonuç doğurmayacak biçimde düzenlediği sözleşmeye görünüşteki sözleşme denir. 

 

2) Üçüncü Şahısları (Mirasçıları) Aldatmak Amacı: Muris muvazaasında aldatmak isteyen (muvazaalı işlem yapan) miras bırakan, aldatılmak istenen ise mirasçıdır. Oysa muris muvazaası dışında kalan mutlak ve nispi muvazaalarda aldatılmak istenen üçüncü kişinin mirasçı olması şart değildir. Miras bırakan sağlığında, mallarını mirasçılar arasında makul ölçüler içerisinde, dengeli bir biçimde paylaştırmışsa, artık mirasçıdan mal kaçırmak, onları aldatmak kastı ve iradesi bulunmadığından, muris muvazaasından söz edilemez. Miras bırakan sadece mirasçılardan birine veya birkaçına pay vermişse veya paylaştırmada makul ve hoşgörü sınırlarını aşan bir dengesizlik bulunuyorsa, paylaştırma değil mirasçıdan mal kaçırma amacı üstün tutulmuş sayılacağından, aldatmak unsuru teşekkül edecektir.

 

3) Tarafların Beyanları ile İradeleri Arasında İsteyerek Meydana Getirdikleri Uyumsuzluğu Açıklayan Muvazaa Anlaşması: Muris muvazaasındaki muvazaa anlaşması, miras bırakan ile karşı taraf arasında görünüşte yapılan sözleşmenin niteliğini değiştiren sözleşmedir. Muvazaa sözleşmesi hiçbir şekil koşuluna bağlı değildir. Yazılı yapıldığı gibi çok kez de sözlü yapılabilmektedir. Uygulamada muvazaa anlaşmasının çok zaman gizli sözleşme ile bir arada, hatta onunla iç içe yapıldığı görülmektedir. Ancak gizli sözleşme ile birlikte yapılması muvazaa sözleşmesinin ayrı bir sözleşme olması niteliğini ortadan kaldırmaz. Muvazaa anlaşmasının görünüşteki sözleşmeden önce veya en geç onunla aynı zamanda yapılması gerekir. Daha sonra yapılan sözleşme bu muvazaa sözleşmesini değil, önceki geçerli sözleşmeyi değiştiren ikinci bir sözleşme niteliğini taşır. 


4) Gizli Sözleşme:  Muris muvazaasının son unsuru, tüm nispi muvazaalarda olduğu gibi gizli sözleşmedir. Miras bırakan malını bağış yoluyla devretmek istemekte, bu iradesine uygun bir sözleşme yapmaktadır. Ne var ki, bu sözleşmeyi gerçek iradesine uygun olmayan başka nitelikteki bir sözleşmenin arkasına gizlemektedir. Gerçek iradesine uygun olmayan, bilinen ve açıklanan sözleşmeye "görünüşteki sözleşme", gerçek iradesine uygun olan, ancak saklanan, gizli kalan sözleşmeye de "gizli sözleşme" denmektedir. 

 

MİRASTAN MAL KAÇIRMA DAVASINI KİMLER KİME KARŞI AÇABİLİR?

 

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davasını, saklı paylı olsun veya olmasın dava açmakta hukuki yararı bulunan, bir başka ifadeyle miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar açabilir. Mirasçılar, yasal, iradi mirasçılar olabileceği gibi, evlatlıklar da olabilir. Ancak mirası reddeden, miras hakkından feragat eden ve mirastan çıkarılan kişiler bu davayı açma hakkına sahip değildir.

Muvazaa davası, tarafların iradeleri aslında bağışlama olmasına rağmen, işlemi satış olarak göstererek devralan alıcıya karşı açılabilir. Bunun yanı sıra muris muvazaasında işlemin tarafı olmayan ancak bu işlemin muvazaalı olduğunu bilerek, işbirliği içinde kötü niyetle taşınmazı temellük eden üçüncü şahıs da davalı olabilir.

 

MİRASTAN MAL KAÇIRMA DAVASI ZAMANAŞIMI SÜRESİ

 

Muris muvazaası davası miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir. Muris muvazaası davasında zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur.  Ancak kanaatimce davanın bir an önce açılmasında hukuki fayda vardır.

 

MİRASTAN MAL KAÇIRMA DAVASI HANGİ MAHKEMEDE AÇILIR?

 

Yetki yönünden; tenkis davalarında HMK m. 11/I-a hükmüne göre ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Eğer bir taşınmaz söz konusu ise; HMK m. 12/1’e göre “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.” Davaya konu taşınmazlar birden fazlaysa ve her biri ayrı mahkemelerin yetkisi içine giriyorsa HMK m.12/III’e göre taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili olacaktır.

Görev yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/1’de yer alan “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” hükmü uyarınca asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.

 

Avukat Ahmet AKYÜZ / İZMİR

 

 

#Miras Avukatı  #İzmir Mirası Avukat  #Mirasın Taksimi Avukatı  #Mirasın Paylaşılması  #Sarnıç Avukat  #Muris Muvazaası
#İzmir Tenkis Davası  #Gaziemir Hukuk Bürosu  #Sarnıç Avukatlık Bürosu  #İzmir Miras Hukuku Avukatı  #Arsa Miras Avukatı
#Gaziemir Sarnıç Avukat  #Menderes Avukat  #Torbalı Avukat  #Mirastan Mal Kaçırma  #Miras Davası Avukatı #Tapu İptal Davası