× Anasayfa Çalışma Alanları Makaleler İletişim




0553 223 83 90 info@avahmetakyuz.com

Ortaklığın Giderilmesi Davası

Ortaklığın Giderilmesi Davası


Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) davası kısaca; paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda ortaklığın giderilmesi amacıyla açılan davadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2014/12661 E. , 2015/3238 K. sayılı ilamında ise ortaklığın giderilmesi davalarını; ‘‘Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.’’ şeklinde tanımlamıştır.

Elbirliği mülkiyetinde taraflar ortaklardır fakat paylı mülkiyette ise taraflar paydaşlardır. Ortaklar veya paydaşlardan biri veya birkaçı diğerine veya diğerlerine karşı dava açabilir. HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması bir zorunluluk olarak yer almaktadır. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.

 

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVALARINDA YARGILAMA USULÜ VE USUL İLE İLGİLİ DİĞER HUSUSLAR

 

Basit yargılama usulüne tabi işler kanunda açıkça sayılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 316. maddesi;

 

‘‘Basit yargılama usulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır:

a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler.

b) Doğrudan dosya üzerinden karar vermek konusunda kanunun mahkemeye takdir hakkı tanıdığı dava ve işler.

c) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ile deniz raporlarının alınması, dispeççi atanması talepleri ve bunlara karşı yapılacak olan itirazlar.

ç) Her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler.

d) Hizmet ilişkisinden doğan davalar.

e) Konkordato ve sermaye şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin açılacak davalar.

f) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.

g) Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler.’’ şeklinde düzenlenmiştir.

 

Belirtildiği üzere; ortaklığın giderilmesi davası basit yargılama usulüne tabii işlerden biri olarak bulunmakta ve basit yargılama usulünde dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olacaktır.

 

Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak mahkeme durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının oldukça zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek bir süre verebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir. Ayrıca belirtmek gerekir ki basit yargılama usulünde taraflar, dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır.

 

İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlayacaktır.

 

Mahkeme, mümkün olan hâllerde tarafları duruşmaya davet etmeden yani dosya üzerinden karar verecektir Daha önce karar verilemeyen hâllerde mahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinleyecektir ardından tarafların iddia ve savunmaları sınırları içerisinde, uzlaştıkları ve uzlaşamadıkları hususları tek tek tespit ederek ardından uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edecektir. Tarafların uzlaşıp uzlaşamadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağa yazılarak tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.

 

Mahkeme, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapılmasını yukarıdaki belirtilen duruşma hariç, iki duruşmada tamamlayacaktır.

 

Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için de duruşma günü belirleyebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir. Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır. (HMK md. 320)

 

Tahkikatın aşamasının tamamlanmasının ardından, mahkeme tarafların son beyanlarını alacak ve yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim edecektir.

 

Taraflara beyanda bulunabilmeleri için ayrıca süre verilmeyecek ve tarafların tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşecektir. Ancak zorunlu hâllerde, hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. (HMK md. 321)

 

 

GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME

 

Yargılama usulünde, yargı düzeni içinde hangi mahkemenin davaya bakacağını gösteren kurallara görev ve yetki kuralları denilmektedir ve bu kapsamda bahsedilecek görev kuralları, davaların konularına göre dağılımını; yetki kuralları ise görevli mahkemelerden, coğrafi olarak hangi yerdeki mahkemenin davaya bakacağını belirler niteliktedir. Bu konuyu başlıklara ayırarak irdelemek gerekir. Şöyle ki;

 

A- Görevli Mahkeme

1- Genel Olarak Görev

Bir yerdeki aynı yargı kolunda bulunan mahkemelerden birisinin belli bir davaya bakmaya izinli olması görevi ifade eder.

 6100 sayı HMK’nın 4-b maddesi; taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaların Sulh Hukuk Mahkemeleri’nde açılabileceğini düzenlemiştir.

 

2- Görev İtirazı

Görev hususu kamu düzeni ile ilgili olmakta ve bir mahkemenin görevli olup olmadığı mahkemece resen nazara alınmaktadır. Mahkeme, diğer bir mahkeme yahut idari makam veya yargı merciinin görevine giren bir dava veya iş kendisine arz olunursa duruşma yapmadan görevsizlik kararı verebileceği gibi davanın her aşamasında da görevli olmadığına dair kendiliğinden karar verebilecektir.

Görev itirazı yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkündür.

 

B- Yetkili Mahkeme

1- Genel Olarak Yetki

Yetki, bir davanın coğrafi olarak hangi yer mahkemesinde görüleceğini ifade eder. 6100 sayılı HMK’nın 6. maddesine göre; ‘‘Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.’’

Yukarıda yer verilen hüküm bir genel düzenleme olduğundan dolayısıyla bu maddenin aksine özel bir düzenleme varsa yetkili mahkeme değişebileceği gözden kaçırılmamalıdır.

 

2- Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi

 

a- Taşınmaz Mallarda Yetkili Mahkeme

 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 12. maddesi taşınmazın aynından doğan davalarda yetkiyi hükme bağlamıştır. Madde; ‘‘Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.’’ şeklinde düzenlenmiştir.

Bu kapsamda belirtilebilecektir ki kamu düzeni ile ilgili kesin yetki söz konusu olduğundan ilgili husus kendiliğinden dikkate alınacaktır.

 

b. Taşınır Mallarda Yetkili Mahkeme

Paylaşma davasına konu edilen taşınır mal ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesine göre; davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ancak, belirtmek gerekir ki davalı sayısı birden fazla ise dava, ilgili kişilerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilecektir.

 

c- Taşınır ve Taşınmaz Malların Birlikte Dava Konusu Edilmesi Halinde Yetkili Mahkeme

Taşınmazın bulunduğu yer ile taşınır malın davalının yerleşim yeri aynı ise; dava o yerde birlikte ikame edilebilir. Ancak; burada dikkat edilmesi gereken husus eğer taşınmazın bulunduğu yer ile taşınır malın davalısının yerleşim yeri aynı değil ise davaların ayrı ayrı ikame edilmesi gerekecektir. İlgili durumda; taşınmaz mal için o malın bulunduğu yerde, taşınır mal için ise davalının yerleşim yerinde dava açılacaktır.

 

d. Yetki İtirazı

6100 sayılı HMK’nın 19/1 fıkrasınca; yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar re’sen araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilecektir. Ancak; yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekecektir.

Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmek zorundadır bu durumun aksi gerçekleştiğinde yetki itirazı dikkate alınmaz. (HMK 19/2)

Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelecektir ve ilgili dava bu mahkemede görülerek sonlanacaktır. (HMK 19/4)

 

ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI AÇILAMAYACAK HALLER

 

A- Sözleşmeden Kaynaklı Olarak Davanın Açılmaması

Taraflar arasında yapılan sözleşme nedeniyle; bazı durumlarda ortaklığın giderilmesi davası açılamamaktadır. Bu konu bakımından en bilinen örnek; paylı veya elbirliği mülkiyetin devamı için sözleşme yapılmış olması olarak bulunmaktadır.

 

1- Paylı veya Elbirliği Mülkiyetin Devamı İçin Sözleşme Yapılmış Olması

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesine göre; hukuki bir işlemin gereği olarak veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması nedeniyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadığı sürece paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilecektir. Ancak belirtilmesi gerekir ki ortaklığın giderilmesini isteme hakkı sınırlandırılabilecektir.

Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir.

Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir. (TMK 698/2) Taraflar en fazla o yıllık bir sözleşme yapabilirler. On yıldan sonraki kısım tarafları bağlamayacaktır.

Maddede; mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlı olduğu açıkça belirtilmiştir. Belirtilmelidir ki taraflar taşınmazla ilgi olarak geçerli bir hukuki sözleşme yapmak istiyorlarsa şekil şartına da uymak zorundadırlar. Resmi şekil olarak belirtilen husus sözleşmenin noter tarafından yapılmasını ifade etmektedir.

Ayrıca uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamayacaktır. (TMK 698/3) Bu uygun olmayan zaman ifadesinin, her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

B- Kanundan Kaynaklı Olarak Davanın Açılmaması

1- Kat Mülkiyeti Kanunu

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 7. maddesine göre; kat mülkiyetine veya kat irtifakına tabi olan gayrimenkulde ortaklığın giderilmesi istenemez. Ancak aynı maddenin 2. fıkrasına göre; bağımsız bölümler, bağımsız bir gayrimenkul gibi dava ve takip konusu olabilir bunlarda ortaklığın giderilmesi istenebilir.

 

2- Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanununa Göre Devir ve Temlik

İşbu kanunun 13. maddesine göre; Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de  uygulama alanlarında yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili  bir sonuç bulana kadar gerçek kişilerle özel hukuk tüzelkişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemeyecektir.

Araziler ipotek edilemez ve araziler satış vaadine konu olamaz. Fakat kısıtlama süresi beş yılı aşamaz. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler yapılmaz. Kısıtlama süresi beş yılı geçemeyecektir. Beş yıllık süre içerisinde mahkemeler veya icra iflas daireleri tarafından bu arazi hakkında devir ve temliki gerektiren bir karar verilemez. Miras yoluyla intikaller, bu hükmün kapsamı dışında kalmaktadır. Fakat belirtmek gerekir ki; satış suretiyle miras ortaklığının giderilmesine karar veremezler.

 

3- Gecekondu Kanunu

775 Sayılı Gecekondu Kanunu’nun 34. maddesine göre; göre belediyelerce tahsis olunan arsalar, yapılar ve bu arsalar üzerinde yapılan bina ile meydana gelen taşınmaz mallar, tahsis tarihinden itibaren l0 yıl süre içinde taksim ve satış suretiyle ortaklığın giderilmesi talebine konu olamamaktadır.

 

4- Kamulaştırma Kanunu

Kamulaştırma kanuna göre kamulaştırılan taşınmazlarda taşınmaz malların devir ve temliki mümkün değildir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere; taşınmazın tümü kamulaştırılmış ise mülkiyet kamulaştırmayı yapan idareye geçeceği için burada ortaklığın giderilmesi davası açmak mümkün olmayacaktır. Ancak taşınmazın bir kısmının kamulaştırılması halinde; kamulaştırılmamış kısım mümkün ise paydaşlar arasında aynen bölüştürülür fakat aksi bir durum söz konusu olduğunda ortaklık satış sureti ile giderilir.

 

Avukat Ahmet AKYÜZ / İZMİR

 

 

#Taşınmaz Avukatı  #İzmir Avukat  #Ortaklığın Giderilmesi Avukatı  #İzmir Tapu Avukatı  #Gaziemir Avukatı  #Sarnıç Avukatı  #Aynen Taksim
#İzmir Ortaklık Avukatı #Gaziemir Hukuk Bürosu  #Sarnıç Avukatlık Bürosu  #Paylı Mülkiyet  #Elbirliği Mülkiyeti  #İzmir Hukuk Bürosu
#Gaziemir Sarnıç Avukat  #Menderes Avukat  #Torbalı Avukat  #Karabağlar Avukat  #Ortaklık Davası  #Ortaklığın Giderilmesi