× Anasayfa Çalışma Alanları Makaleler İletişim




0553 223 83 90 info@avahmetakyuz.com

Nafaka Artırım Davası

Nafaka Artırım Davası


Nafaka, kelime anlamı olarak bir kişinin hayatını idame ettirebilmesi için ihtiyaç duyduğu kaynaktır. Nafaka TDK'ya göre, ‘‘geçinmek için gerekli olan şeylerin bütünü, geçimlik’’ anlamına gelmektedir. Bunun yanı sıra, nafaka hukuken özel bir anlam içerir. Buna göre nafaka; nafaka yükümlüsünün eşine, çocuğuna veya kanunda sayılan belli akrabalarına mahkeme kararı ile ödediği paraya denir. Ancak uygulamada daha çok boşanmadan sonra maddi olarak zor durumda kalacak eşe veya çocuğa mahkemece takdir edilen nakdi ödemeleri açıklamak için kullanılır.

 

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre; nafakanın tedbir, iştirak, yoksulluk ve yardım olmak üzere dört çeşidi bulunmaktadır. Tedbir nafakası boşanma davası devam ederken geçimini idame ettiremeyecek durumda olan eşe veya ergin olmayan çocuk lehine hükmedilen nafaka; iştirak nafakası, müşterek çocuğun giderleri için velayeti elinde bulundurmayan eş aleyhine hükmedilen nafaka; yoksulluk nafakası boşanma davası sonucunda geçimini idame ettiremeyecek durumda olan eş lehine hükmedilen nafaka; yardım nafakası bir kişinin geçimlerini sağlamakla yükümlü olduğu altsoy, üstsoy ve ya kardeşlerine karşı ödemesi gereken nafakadır.

 

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi başlıklı 176. maddesi; ‘‘Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir.

Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır.

Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.

Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.’’ şeklinde düzenlenmiştir.

 

Maddeden açıkça anlaşılacağı üzere; tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Mahkemece hükmedilen nafaka; zaman içerisinde değişen koşullar ya da enflasyon kaybı gibi nedenlerle yetmemeye başlayabilir. Bu nedenle nafaka artırım davası açılabilir. Söz gelimi; beş yıl önce boşanan eşlerin müşterek çocuğu için velayeti kendisine verilmeyen eş aleyhine hükmedilen 250 liralık nafakanın; günümüz şartlarında çocuğun büyümesi, okula başlayacak olması, masraflarının artması, enflasyon ve beş yıl önceki alım gücünün bugün ile kıyaslanamaz olması gibi sebepler nafaka artırım davası açmaya sebep olarak gösterilebilir.

 

Nafaka Artırım Davası Nerede Açılır?

 

  • Nafaka artırım davalarında görevli olan mahkemeler Aile Mahkemeleridir. Nafakanın artırılmasını isteyen tarafın, nafaka artırım davası açmak için dilekçe ile Aile Mahkemesine başvurması gerekmektedir.

 

  • Yetkili mahkemeye ilişkin olarak ise; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 177. maddesi; “Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.” demektedir. İşbu kanun maddesine göre davacı, nafaka artırım davasını  kendi yerleşim yeri mahkemesinde açabilecektir.

 

NAFAKA ARTIRIM DAVASI İLE İLGİLİ YARGITAY KARARI

 

YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/16955

K. 2018/102

T. 15.1.2018

 

• YOKSULLUK NAFAKASI ARTIRIM İSTEMİ ( Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları Yoksulluk Nafakasının Niteliği Ekonomik Göstergelerdeki Değişim İle TÜİK'in Yayımladığı Artış Oranı Nazara Alınarak Önceki Nafaka Takdirinde Taraflar Arasında Oluşan Dengeyi Koruyucu Oranda Artırıma Karar Verilmesi Gerektiği - Mahkemece Nasıl Bir Hesaplama Yöntemi İle Davacı Lehine Yoksulluk Nafakasına Hükmedildiği Açıklanmadan TÜİK'in Yayımladığı Artış Oranının Üzerinde Yoksulluk Nafakasına Karar Verilmesinin İsabetsiz Olduğu )

 

• ARTIŞ ORANI ( Davacı Lehine Hükmedilen Yoksulluk Nafakasının Hesaplama Yöntemi Gösterilerek TÜİK'in Yayımladığı Artış Oranı Nazara Alınıp Önceki Nafaka Takdirinde Taraflar Arasında Oluşan Dengeyi Koruyucu Oranda Artırıma Karar Verilmesi Gerektiği )

 

• BOZMAYA UYMA ( Nafaka Artırım İstemi - Mahkemenin Yargıtay Dairesince Verilen Bozma Kararına Uyması Sonunda Kendisi İçin O Kararda Gösterilen Şekilde İnceleme ve Araştırma Yaparak Yine O Kararda Belirtilen Hukuki Esaslar Gereğince Hüküm Verme Yükümlülüğü Doğduğu/Usuli Kazanılmış Hak - Mahkemenin Sonraki Hükmünün Bozmada Gösterilen İlkelere Aykırı Bulunmasının Usule Uygun Olmadığı )

 

ÖZET :

Dava, yoksulluk nafakası artırımı istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmakla bozma ilam gereği yerine getirilecek şekilde davacı yönünden yoksulluk nafakası kararının kesinleşme tarihinden eldeki davasının açıldığı tarihine kadar aradan yaklaşık 1 yıl 2 aylık süre geçtiği gözetilerek tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK'in yayımladığı artış oranı nazara alınarak, önceki takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu oranda artırıma karar verilmesi gerekirken, mahkemece nasıl bir hesaplama yöntemi ile davacı lehine yoksulluk nafakasına hükmedildiği açıklanmadan TÜİK'in yayımladığı artış oranının üzerinde yoksulluk nafakasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

 

DAVA :

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının ve yardım nafakasının arttırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 

KARAR :

Davacı, davalı ile 2008 yılında boşandıklarını, kendisi için aylık 175 TL yoksulluk, müşterek çocukları ... için aylık 100 TL iştirak nafakasına hükmedildiğini, 2013 yılında açılan artırım davası neticesinde lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının aylık 220 TL'ye, müşterek çocukları ... lehine hükmedilen iştirak nafakasının ise aylık 225 TL'ye yükseltildiğini, davalının İtalya'da antika halı tamircisi olduğunu ve yüksek miktarda gelir elde ettiğini, halihazırda müşterek çocukları ...'in üniversitede Spor Yönetimi bölümü 1. sınıfta eğitimine devam ettiğini, eğitim ve benzeri masrafları olduğunu ileri sürerek kendisi için hükmedilen 220 TL'lik yoksulluk nafakasının aylık 750 TL'ye; müşterek çocukları ... için hükmedilen 225 TL'lik iştirak nafakasının ise aylık 750 TL'ye yükseltilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemece 19.11.2015 tarihli kararında; davacının davasının kısmen kabulüne, ... 2. Aile Mahkemesi'nin 2005/969 esas, 2008/856 karar sayılı ilamı ile davacı kadın için hükmedilen yoksulluk nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 280,00 TL arttırılarak aylık 500,00 TL' ye yükseltilmesine; davalı ... için dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Anılan karar Dairemizin 2017/10601 Esas- 2017/5893 Karar sayılı ve 24.04.2017 tarihli kararı ile “davacı ... yönünden yoksulluk nafakası artırım kararının kesinleşme tarihi olan 04.02.2014 tarihinden eldeki artırım davasının açıldığı 29.04.2015 tarihine kadar aradan yaklaşık 1 yıl 2 aylık süre geçtiği gözetilerek tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişim ile ...'in yayımladığı ... ( ... ) artış oranı nazara alınarak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu oranda artırıma karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yüksek oranda nafaka artışına karar verilmesi ve yine müşterek çocuk ... lehine hükmedilen nafakanın ...'in dava tarihi itibariyle reşit olduğu gözetilmek suretiyle yardım nafakası olduğun dikkate alınarak hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra verilen 14.07.2017 tarihli son kararında; davanın kısmen kabulüyle davacı kadın için hükmedilen yoksulluk nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 100,00 TL arttırılarak 320,00 TL'ye yükseltilmesine, davacı ... için, dava tarihinden geçerli olmak üzere aylık 500,00 TL yardım nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; yoksulluk nafakası artırım ve yardım nafakası istemine ilişkindir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Kural olarak bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar.

Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir ( 09.05.1960 gün ve 21/9 Sayılı Y.İ.B.K. ).

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/13-597 E, 2014/62 K sayılı ilamında da vurgulandığı üzere; “Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen biçimde inceleme ve araştırma yapmak ve yine o kararda belirtilen hukuksal esaslar gereğince karar vermek yükümlülüğü oluşur. Bu itibarla mahkemenin sonraki hükmünün bozmada gösterilen ilkelere aykırı bulunması, usule uygun olmadığından bir bozma nedenidir. Bozma kararı ile dava, usul ve yasaya uygun bir hale sokulmuş demektir. Bozmaya uyulduktan sonra buna aykırı karar verilmesi usul ve yasaya uygunluktan uzaklaşılması anlamına gelir ki, böyle bir sonuç kamu düzenine açıkça aykırılık oluşturur. Buna göre, Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme, bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma kararında gösterilen biçimde inceleme yapmak, yada gösterilen biçimde yeni bir hüküm vermek zorundadır. Aynı ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.02.2003 gün ve 2003/ 8-83 E., 2003/72 K.; 17.02.2010 gün ve 2010/9-71 E., 2010/87 K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir.

Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay'ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Hakimin değişmesi dahi açıklanan bu hukuki ilkeye etki yapamaz.

Yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde; mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmakla 24.04.2017 tarihli bozma ilam gereği yerine getirilecek şekilde davacı ... yönünden yoksulluk nafakası artırım kararının kesinleşme tarihi olan 04.02.2014 tarihinden eldeki artırım davasının açıldığı 29.04.2015 tarihine kadar aradan yaklaşık 1 yıl 2 aylık süre geçtiği gözetilerek tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, yoksulluk nafakasının niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK'in yayımladığı ... ( ... ) artış oranı nazara alınarak, önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu oranda artırıma karar verilmesi gerekirken, mahkemece nasıl bir hesaplama yöntemi ile davacı lehine 320,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği açıklanmadan ... ( ... ) artış oranının üzerinde yoksulluk nafakasına karar verilmesi şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

O halde mahkemece yapılacak iş, davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının, hesaplama yöntemi gösterilerek TÜİK'in yayımladığı ... ( ... ) artış oranı nazara alınıp önceki nafaka takdirinde taraflar arasında oluşan dengeyi koruyucu oranda artırıma karar verilmesidir.

Hal böyle olunca mahkemece; bozma ilam gereğini yerine getirecek şekilde hüküm tesisi gerekirken,eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.

 

SONUÇ :

Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

Avukat Ahmet AKYÜZ / İZMİR

 

 

#Nafaka Artırım Davası #Nafaka Artırım Avukatı  #İzmir Nafaka Avukatı  #Gaziemir Nafaka Avukatı  #Sarnıç Nafaka Avukatı  #Nafaka Davası
#İzmir Nafaka Artırım Davası Avukatı #Gaziemir Hukuk Bürosu  #Sarnıç Avukatlık Bürosu  #İzmir Nafaka Davası #Yoksulluk Nafakası Avukatı
#Gaziemir Avukat  #Menderes Avukat  #Torbalı Avukat  #Karabağlar Avukat  #İzmir Nafaka Davası Hukuk Bürosu  #Nafaka Nasıl Artırılır
#Nafaka Avukatı #Yardım Nafakası Avukatı #İştirak Nafakası Avukatı #Tedbir Nafakası Avukatı #Nafaka ödenmezse ne olur #Nafaka Avukatlık